ORTAKLIK İYİDİR! AMA NASIL? Herşey zıddı ile kaim olduğuna göre ortaklığın da zıddı rekabettir.
Rekabet, ilmi gelişmelere, yeni icatlara ve halkın yararına olduğunda elbette yapıcı ve düzenleyici fonksiyonuyla “hayırda yarışın” hükmüne uygundur.
Bir de yıkıcı rekabet var ki, ismiyle müsemma içinde kötülük barındırıyor ve taraflarına zarar veriyor.
Sırf karşıdaki dükkan batsın diye fiyatları, maliyetinin altında satan veya tezvirat yayan ahlak yoksunlarını duymuşsunuzdur.
Asıl mevzumuz olan ortaklığın: özünde sinerji vardır.
Sinerjinin en kestirme anlatımı: iki işletme , bir araya gelince iki kat güce değil belki onbir kat güce erişirler.
Daha somut ifade edersek: ölçek ekonomisinden sözgelimi, Şirketler:hammaddeyi kitlesel alımdan dolayı çok daha az maliyetle tedarik ederler, rekabette daha güçlü olurlar, Arge’de, ürün farklılaşması ve çeşitliliğinde, müşteri ilişkilerinde ve karlılıkta, sektörel konumlanma ve paydaşım vs. de şüphesiz ciddi avantajlar elde ederler.
Pratiğe geldiğimizde ülkemizde “küçük olsun, benim olsun” mantığının hakim olduğunu, ortaklıkların zor kurulduğunu ve çabuk dağıldığını ve özellikle aile şirketlerinin çok daha kırılgan olduğunu gözlemlemekteyiz.
Bunun nedenlerine gelince, genelde akıl ve güven zemininin zayıflığından ortaklığın yürümediği, duygusal kopuşla birlikte sonunun geldiğini görmekteyiz.
Sağlıklı ve güzel sonuçlar üreten ortaklık, yazılarımızda sık sık vurguladığımız gibi şeffaflık, hesap verebilirlik-sorulabilirlik, tutarlılık, öngörülebilirlik, ahlakîlik, dürüstlük, vaadinde sadakat ve adillik vs bağlamında güven ile inşa edilebilir.
