Balkan Savaşları Balkan Savaşlarını incelemeden önce Osmanlının Balkanlardaki nüfus dağılımı incelenmelidir.
Balkanlarda kesin bir fark ile nüfusun yarısından fazlası Müslümandır.
Ulusların kendi kaderlerini kendi belirlemelidir ifadesini savunanlar Müslümanların çoğunlukta olduğunu hiçe saymaktadır.
Bu durum Balkan Savaşları’nın patlak vermesine yol açtı. 1912 baharında Rusların da baskısıyla Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ yaptıkları anlaşmalar doğrultusunda Osmanlı Avrupası’nı parçalamaya karar verdiler ama toprakların nasıl bölüşüleceğini sonraya bıraktılar.
Osmanlı 1.
Balkan Savaşı’nda neredeyse Avrupa’daki topraklarının tamamını kaybetti.
Müttefiklerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları İkinci Balkan Savaşı’nı (1913) doğurdu.
Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve Romanya, Bulgaristan'a karşı çarpışırken Osmanlı orduları Trakya sınırında batıya doğru ilerleyerek Edirne ve Kırıkkale’yi geri aldı.
Savaşlar ve Balkan Müslümanları Savaştan en çok Müslüman halkı zarar gördü.
Cephede askerler savaşırken müttefiklerin çeteleri(komitacılar) Müslüman köylere saldırdılar ve katliamlar yaptılar.
Balkan Savaşları sırasında yapılan katliamlar, o yıllarda, "ırk harpleri" denilen cinstendi.
Hıristiyan müttefiklerin hepsi, Müslüman köylülerin kitle halinde katledilmesine katıldılar.
Bazı çeteler Müslüman erkek bırakmıyor, kalanlarında ırzına geçiyordu.
Bazı çeteler ise Müslümanları yakarak öldürüyorlardı.
Müslümanların ölüm sebeplerinden bazıları ise açlık ve hastalıktı çünkü evsiz ve yiyeceksiz bırakıldılar.
Müttefikler teslim olanları işkence yaparak ya öldürüyor ya da yaralıyordu.
Ayrıca toplumdaki Osmanlı memur ve askerleri intikam alırcasına katlediyorlardı.
O kadar ceset birikti ki artık toplumda kolera baş göstermeye başladı.
Şehirlerden silah sesi eksik olmuyordu.
Müslümanları kurşuna diziyorlardı.
Bu katliamların, işkencelerin amacı Türklerin izini balkanlardan silip geri dönmemelerini sağlayarak onların mallarını, hayatını ele geçirmekti.
İşgalciler sadece Müslüman köylere değil Katolik köylere de saldırıyorlardı.
Yolları boyunca o kadar çok ağaç devirdiler ki, her şey bittiğinde geri dönen insanlar evlerini onaracak kereste bulamıyorlardı.
Ayrıca bu katliamlar bir dedikodudan ibaret değildir.
Bölgeye gönderilen Avrupa Kontrol Komisyonu tarafından Müslüman halkın kitleler halinde yok edildiği rapor edilmiştir.
Yerli Müslümanlar yapılanlar hakkında birçok iddiada bulunsa da tarafsız kişiler tarafından kontrol edilmediği için bu iddialar kabul edilmedi.
Buna ek olarak Komisyonlar tarafından toplanan istatistikler gerçeği hiç yansıtmıyordu.
Katledilenler, yakılan evler, kaçırılan hayvanlar hep eksik raporlanmıştı.
Bölgedeki Hristiyanlar da zarar gördü fakat toparlanacak düzeydeydiler ve Müslümanlardan kalan erzakı, hayvanları, toprağı ele geçirerek zenginleştiler.
Üstüne üstlük bu alçak işgalciler bölgede hayatta kalan Müslümanlardan vergi almaya çalışacak kadar yüzsüzdürler.
Bu savaşlar toprak kazanmanın yanı sıra Müslümanlara ve Osmanlı’ya duyulan intikam ateşinin göstergesiydi.
İşgalciler şehirlerdeki mültecilerin köylerine geri dönmemesi durumunda kırbaçlanacaklarını söylediler.
Geri dönen mülteciler köylerinin yakılmış, hayvanlarının çalınmış, yaşam kaynaklarını kurutulmuş halde buldular.
Yabancı hayır kuruluşları durumu bildiklerinden yardım girişiminde bulunsalar da işgalciler yardım etmelerine izin vermedi.
İşgalciler şehirleri tahrip etmek yerine yağmalıyorlardı.
Çünkü artık şehirler onlarındı.
Şehirlerde Müslümanların mallarının çalınmasına göz yumuldu hatta teşvik edildi.
Her işgalci millet insanlara kendi dinini kabul etmeye zorluyordu.
Türkler için din değiştirmek atalarına, törelerine ihanet etmekti.
Türkler dinlerini değiştirmek ile katledilmek arasında karar vermeye zorlanıyordu.
Bundan kurtulmanın en iyi yolu kaçmaktı.
İşgalciler bölgelere kendi dinlerinden din adamları yollayarak misyonerlik faaliyetlerine girişti. 2.
Balkan Savaşı’nda müttefikler kendi aralarında savaştığı için Hristiyanlar da katledildi.
Osmanlı’nın geri aldığı topraklarda işgalci toplumlar geldikleri gibi gittiler.
Bu savaşlar sırasında yer değiştiren mülteciler yarısından fazlası yolda hastalık, açlık veya komitacılar tarafından öldürüldü.
Topraklarını terk eden mülteciler geri dönmekle bilmedikleri diyara gidip yeni düzen kurmak arasında kalıyorlardı.
Çoğu geri dönmeyi seçti.
Savaşlar sonucunda ülkeler arasında imzalanan ikili anlaşmalar ile birlikte ülkeler arası nüfus değiş tokuşu yaşandı.
Balkanlarda Nüfusun Değişmesi Savaşlar ve zorunlu göçler sonucunda balkanlarda kesin çoğunlukta olan Müslümanlar azınlık haline gelmiştir.
Kaynakça: Ölüm ve Sürgün (Justin McCarthy 2.
Baskı)
