Koronavirüs salgını ülkemizde ve dünyada pek çok değişime ve gelişmeye sebep olmuştur.
Bu süreçten toplum birçok alanda davranış ve tutumu etkilenmiştir.
Küresel bir sağlık krizi olan COVID-19 (koronavirüs) pandemisi, 2019 yılı aralık ayında Çin’in Hubei Eyaletine bağlı Wuhan şehrinde yeni tip bir koronavirüsün neden olduğu zatürre salgını ile başladı ve daha sonra dünyanın birçok ülkesine yayıldı.
COVID-19 pandemisi olumsuz pek çok sonuçlarla beraber değişim, güçlenme veya travma sonrası büyüme kavramıyla ifade edilen olumlu durumlar için de fırsat potansiyeli içermektedir.
Salgının toplumsal yaşamda sağlık ile birlikte sosyal, ekonomik ve psikolojik olarak birçok konuda etki alanı oluşturduğu görülmektedir.
Mevcut durumda öncelikli olarak salgına yakalanmama çabası öne çıktığı için diğer etkiler göz ardı edilmektedir.
Pandemiler tıbbi bir fenomen olmanın yanında bireyi ve toplumu birçok düzeyde etkileyen ve bozulmalara neden olan sosyal bir olgudur.
Çünkü bulaşıcı hastalığın ortaya çıkardığı tehdit algısı arttıkça panik ve stres yaşayan insanlar, her zaman olduğundan daha farklı davranışlar sergilemektedirler.
Pandemi dönemlerinde ortaya çıkan belirsizlik ve krizin, duygusal ve psikososyal etkilerinin nasıl yönetildiği, bunlarla nasıl başa çıkıldığı birey ve toplum açısından önemli bir yer tutmaktadır.
Salgın hastalık gibi etkileri tahmin edilemeyen bir durumla karşılaşıldığında insanların korku ve panik duygusuyla korunma ve kaçınma davranışı sergilemesi doğal kabul edilmektedir.
