Zaman, zaman genç arkadaşlarla bir araya geliyoruz.
Eğitim ve sonrası amaçlarının, hedeflerinin ne olduğunu soruyorum.
Kimisi ailesinin yönlendirmesi, mahalle ve okul arkadaşlarından duydukları, işsizlik endişesi, popülaritesi, anne ve babasının kendisiyle övünmesi vs. gibi sebeplerle Üniversite tercihlerini veya hayatını yönlendirdiklerini öğreniyorum.
Sözgelimi, “Niçin bu bölümü seçtin” diyorum.
Öğrenci “mezun olur olmaz, işim hazır, şu kadar maaş alacağım” diyor.
Sözün dibacesinde bir tespit yapalım: Amaçlarımız ve hedeflerimiz insanlığın yüce gayelerine ait değilse varacağımız yer de bizim için iyi olmuyor.
Bazen, ülkemizden dünya çapında niçin yeteri kadar edebiyatçı, tarihçi, iktisatçı, ilim adamı, mühendis, yüksek katma değerli veya Türk Markalı ürün çıkmıyor diye düşündüğümde bulabildiğim en makul cevap gençliğin mefkuresinin olmaması ve sosyal/ekonomik hayatın dayatmaları veyahut popüler kültürle savrulup kaybolmaları olduğunu düşünüyorum.
Evet! internetin, suflî yaşamın dehlizlerinde nesillerimizi kaybediyoruz.
Eğer gençliğimize rehberlik etmezsek hayat boşluk kabul etmediği için internet fenomenlerinin ve televole kültürünün yaşamlarını şekillendirdiği bir gençlikten hiç şikayet etmeye hakkımız olmayacaktır.
Eğer sağlam gaye-i hayal/hayat ve güçlü irade yoksa yaşamdan gelir geçeriz de kimsenin haberi olmaz! Burada, eski bir milli eğitim bakanımızın sözü durumu çok can alıcı bir şekilde özetlemektedir: "YÖK ile önümüzdeki yıllarda üniversiteye girişin, teste dayalı yöntemini değiştireceğiz.
