EŞİTLİK EŞİTTİR ADALET MİDİR? Hukukta ve hayatın diğer alanlarında sıkça karşımıza çıkan “eşitlik” kavramı ile kastedilen nedir? Bu eşitliğin temelinde mutlak bir eşitlik mi olması gerektiğidir yoksa eşit olanlara eşit,farklı olanlara ise farklı davranmayı gerektiren bir adalet sağlayıcısı olduğu mudur? Bu konuya girmeden önce adaleti simgeleyen ve bugün her yerde gördüğümüz bazı simge ve kavramlar ile anlamlarını öğrenmekte fayda bulunmaktadır.
Yunan Mitolojisinde Adalet Tanrıçası:Themis Adaletin simgesi denilince ilk akla gelen;Themis olmaktadır.
Themis, Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia'nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır.Bir elinde terazi öteki elinde kılıç tutan, gözleri bağlı bir kadın olarak simgeleştirilmiştir.
Elindeki terazi adaleti ve bunun dengeli şekilde dağıtılmasını, diğer elindeki kılıç ise adaletin keskinliğini simgelemektedir.
Heykelin bir ayağının altında yılan vardır.
Ayağının altındaki yılan toplumdaki kötülükleri ayaklarının altına aldığını simgeler.
Themis simgesinin kadın ve bakire oluşu bağımsızlığını, gözlerinin bağlı olması ise tarafsızlığını simgeler.
Gözleri adalet dağıttığı kimseleri görmesin, taraflı davranmasın diye bağlanmıştır.
Roma İmparatorluğunda Adalet Tanrıçası: Justitia Roma döneminde ise Themis’in yerini “Justitia” alır.
Romalılar da yine tanrıçanın, adaletli bir yargılama yapabilmesi için, gözlerinin kapalı olması ve karşısındakini görüp etkilenmemesi gerektiğini düşünmüşlerdir.
Justitia’nin modern ikonası mahkeme salonlarında da kullanılmaktadır.
Hukuk ve adalet ile birlikte anılan Jusititia, daha çok ahlaki değerlerle güçlendirilmiş bir adalet anlayışını betimlemektedir.
Justitia’nın sol elindeki terazi destek ve muhalefet gücünü, sağ elindeki iki ucu keskin kılıç ise akıl ve adalet gücünü simgelemektedir.Gözlerindeki bağ objektifliği simgeler; korku ya da taraf hislerine sahip olmadan, tarafsız ve kimliksiz objektif olmak demektir.Yani adalet hiçbir kişiye, zümreye, aileye sosyal statüsünden ya da zenginliğinden dolayı ayrıcalık tanımamalı, kimseye karşı renk, dil, din, ırk gibi ayrımcılıkta bulunmamalıdır.
Günümüzde kullanılan adalet simgesi Themis adını almakla birlikte Themis’in gerçek görüntüsünden oldukça uzaklaşmış, Justitia’yla harmanlanarak yeni bir tanrıçayla simgelenmiştir.
Elinde terazi ve kılıçla, gözündeki bağ ile bugünkü adalet ve hukuk anlayışına göre şekillendirilmiştir.Peki bahsettiğimiz bugünkü hukuk anlayışından kasıt nedir?Yani başta söylediğimiz gibi “eşitlik” mutlak adalet sağlayıcısı mıdır? Gözleri bağlı olan Themis ile kastedilen hiçbir şekilde,hiçbir zaman ve yerde kadın-erkek, çocuk-yaşlı, engelli vs. ayırmaksızın eşit şekilde davranmak mıdır? Ve böyle olursa adalet gerçekten sağlanabilir mi? Adalet ve eşitlik özdeş kavramlar olmayıp aslında adalet başka eşitlik başkadır.
Bazı eşitlikler adalet getirse de bazı eşitlikler vardır ki zulme bile dönebilir.
Bazense tersine eşitsizlikler adalet sayılır.
O halde bizim tercihimiz mutlak olarak eşitlik değil “ adalet” olmalıdır; Zira her adalet eşitliktir, fakat her eşitlik adalet değildir.
Eşitlik ilkesi, 1982 Anayasasının 10.maddesinde: “Herkes, dil, ırk, renk cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir.Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz ” denilmektedir.Yine anayasamızın 42.maddesinde “…Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.
Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır…”şeklinde ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesine göre de kanun önünde eşitlik ilkesi "herkesin her yönden aynı hükümlere bağlı olması gerektiği" anlamına gelmemektedir.
Bu ilke ile güdülen amaç, benzer koşullar içinde olan, özdeş nitelikte bulunan durumların yasalarca aynı işleme t âbi tutulmasıdır.
Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu bir kararda şöyle denilmiştir: “Anayasada öngörülen eşitlik; herkesin aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamında değildir.
Eşitlik her yönüyle aynı hukuki durumda olanlar arasında söz konusudur.
Hukuk felsefesine girmiş bir deyimle ‘ eşitlerin eşitliği’ anlamındadır.
Farklı durumda olanlara, yani eşit olmayanlara, farklı kurallar uygulanması, yani ‘eşit olmayanların eşitsizliği’ eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.Örneğin özürlü bir kişi de özürlü olmayanlardan farklı olduğu için bunlara yapılacak koruyucu ve destekleyici faaliyetler Anayasa’nın 10’uncu maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine ters düşmez." Bu konudaki diğer bir örnek ise vergi hukukumuzun temel esasları arasındadır.
Anayasanın 73’üncü maddesi “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre , vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” diyerek, aynı anlayışı dile getirmiştir.
Bu ilke, vergi oranlarının, mükellefin mali gücüne göre saptanmasını ifade eder.
Vergi hukukunda “artan oranda vergi” denilen ve yöntemi yüksek gelir tabakalarından yüksek oranda, düşük gelir tabakalarından düşük oranlarda vergi alınması suretiyle, gelir eşitsizliklerinin azaltılmasını amaçlar.
Vergi politikasının bu amaçla kullanılması, sosyal adalet ve sosyal devlet ilkelerinin bir gereğidir.
Ayrıca, bu şekilde toplanan devlet gelirlerinin bir bölümünün, daha çok düşük gelirli grupların yararlanacağı bazı sosyal nitelikli kamu hizmetlerinde kullanılması da, herkese insan haysiyetine yakışır bir hayat seviyesi sağlaması hedefinin gerçekleştirilmesine yardım eder.
Görüldüğü üzere bugünün adalet anlayışı “eşit olana eşit davranmak”tır.Eşit olmayanlar içinse her daim aynı kuralların uygulanması bizi sonuç olarak adalete değil tersine adaletsizliğe götürecektir.Yani Themis’in gözleri bağlıdır.Çünkü; hiçbir zümreye,aileye sosyal statüsünden ya da zenginliğinden dolayı ayrıcalık tanınmasın, kimseye karşı renk, dil, din, ırk gibi ayrımcılık yapılmasın.
Yoksa varolan tüm farklılıklara, değişen zamana ve mekana gözünü kapayıp da eşit şartlarda dahi başlamamış bir yarışta herkesin aynı zamanda aynı bitiş noktasına varmasını beklediğinden değildir.
Kaynakça: 2709 sayılı TC Anayasası http://sebeder.org/Esitlik_Adalet-959.html https://tr.wikipedia.org/wiki/Themis https://tr.wikipedia.org/wiki/Justitia Vergi Hukuku Genel Esaslar ve Mevzuat - Şafak Ertan Çomaklı