Hayaller, ödevler, beklentiler, acılar, hüzünler, hasretler, bekleyişler, çabalar, koşuşturmalar, okullar sınavlar, pişmanlıklar... Hepsinin ortak paydası , bütün eylemlerin anası ve her şeyi kucaklayan atmosfer zamandır. Ve zamanı gerçek boyutuyla tefekkür ve takdir etmek, varoluşu , gayeyi ve hayatı idrak etmektir. Nitekim elmaslar, yakutlar, altınlar , mücevherler "zaman" la satın alınabilir ama zamanı satın alabilecek , geçen anı geriye getirebilecek hiçbir güç , kuvvet ve değer yoktur.
NEDİR BU "ZAMAN" DEDİĞİMİZ ŞEY Meşhur hikayedir, teknolojinin buzdolabını ve derin dondurucuları icat edecek kadar gelişmediği zamanlarda, dağların yükseklerinden buza dönüşen kar parçaları kesilir ve pazarlarda satılırmış.
Sıcak bir yaz günü bir adam , çarşıda dağlardan getirdiği karları satmaya çalışır.
Ne var ki pek satış yapamaz ve kar parçaları da öğle sıcağında erimeye başlar.
Geçimini bu yolla temin etmeye çalışan adam ; "sermayesi eriyip giden bu adama acıyın, merhamet edin, bu fakirden buz alan yok mu? " diye canhıraş bağırmaya başlar.
O sırada öğrenci ile oradan geçmekte olan büyük bir âlim, buzlarını satmaya çalışan adamın feryadını duyunca , olduğu yere çöker , başını ellerinin arasına alarak düşünmeye başlar.
Bu durum karşısında telaşlanarak ne olduğunu soran öğrencilerine büyük âlim şöyle der ; " Buzlarını satmaya çalışan adamın sözlerine dikkat edin.
Eriyip giden sadece buzlar değil zaman eriyor ve ömrümüz tükeniyor.
Yaz sıcağının buzları erittiği gibi zamanda hayatımızı tüketiyor.
Adamın buzları için endişelendiği gibi zamanın akıp gitmesine endişe etmeyen ziyandadır." Hayaller, ödevler, beklentiler, acılar, hüzünler, hasretler, bekleyişler, çabalar, koşuşturmalar, okullar sınavlar, pişmanlıklar...
Hepsinin ortak paydası , bütün eylemlerin anası ve her şeyi kucaklayan atmosfer zamandır.
Ve zamanı gerçek boyutuyla tefekkür ve takdir etmek, varoluşu , gayeyi ve hayatı idrak etmektir.
Nitekim elmaslar, yakutlar, altınlar , mücevherler "zaman" la satın alınabilir ama zamanı satın alabilecek , geçen anı geriye getirebilecek hiçbir güç , kuvvet ve değer yoktur.
Zaman , içinde belli bir eylemin bulunduğu süredir.
Bir an evrende hareket eden her şey durursa zamanda durmuş olacaktır .
O yüzden zamanı o sırada yapılan şeyden bağımsız düşünmek imkansızdır.
Zaman geri döndürülemez , depolanamaz , satın alınamaz , yerine konulamaz bir şeydir .
Aslında gerçek zaman dediğimiz şey , ölçebildiğimiz duvarda asılı olan saat, zaman kavramına vurgu yapıyor .
Bildiğiniz gibi gerçek zaman ay ve güneşin hareketleriyle ortaya çıkan sayısal verilerdir.
Bu nedenle saat zamanı ortak gerçekliği yansıtır.
Öznel zaman ise her birimizin gerçek zamana bağlı olmadan psikolojik anlamda algıladığımız zamandır .
Yani algılanan zaman bireyden bireye , durumdan duruma değişir .
İnsan sıkıldığında, bir şeyi sabırsızca beklediği zaman daha yavaş geçer .
Ya da çok eğlenceli, mutlu bir ortamda zaman hızlı geçer .
Biyolojik zaman ise bedensel olarak algıladığımız zamandır.
Ekonomik zaman da yine ölçü birimidir, emeğimizin karşılığı olan saat, gün, hafta üzerinden hesaplanır ve o şekilde ödeme yapılır.
Bizim en çok dikkat etmemiz gereken şey şu ; zaman herkese dağıtılmış kıt bir kaynaktır , aslında herkese eşit olarak dağıtılır .
Bizim zamanımız yok , çok yoğunum , başımı kaşıyacak vaktim yok gibi konuşmalar aslında bir bahanedir .
Yanılgı içerisinde olduğumuzu gösterir.
Zaman yönetimi yaparken sorumlulukları yerine getirirken planlamamız , uygulamamız denetlememiz gerekiyor.
Buradaki amaç daha çok çalışmak değildir , etkili ve akıllı çalışmaktır zaman yönetimi dediğimiz şey.
Zaman yönetiminde iç disiplinden yoksun olmamamız gerekmektedir.
Yani zamanı verimli kullanırsak, neyi kazanırız ya da verimsiz kullanırsak ne kaybederiz , bunun bilincinde olmamız gerekmektedir.
İç disiplin dediğimiz şey anlık olarak ne hissettiğimize değil ne düşündüğümüze göre hareket etmemizi sağlar .
Mesela bazen bir işi yaparken heyecanlı hissedebiliriz.
Burada önemli olan heyecana rağmen işe devam edebilmektir.
Ya da bir engelle karşılaştığımızda yılmadan yolumuza devam etmeliyiz.
Zor bir şeyle uğraşırken canımız tembellik yapmak istediğinde bu isteğimizi ertelemeliyiz yani iç disiplinimizdeki duygu ve düşünceleri denetim altına almalıyız.
Eğer zamanımızın yapısı yoksa yani şu saat içerisinde ne yapacağımızı bilmiyorsak kafamız ve duygularımız karmakarışık olur .
Bunun için günümüzü planlamak bize iyi gelir ve böylelikle daha anlamlı , daha bilinçli bir gün geçirdiğimizi düşünmeye başlarız.
Ufak ufak hedefler koymak , bu hedeflere uymak hatta takip etmek insana çok iyi gelir.
Sözlerimi şu cümlelerle bitirmek istiyorum ; İmam - ı Azam en büyük felaketi, vakti boşa geçirmektir der.
İyi işler peşinde koşanlar kötülüğe vakit bulamazlar.
Vaktin nakitten daha değerli olduğunun farkına varanlar keşkelerle meşgul olmazlar. << İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini bilmez , aldanır.